Plastikler hayatımızın büyük bir kısmını işgal etmiş durumda. Özellikle hızlı yaşamın beraberinde getirdiği tek kullanımlık plastikler, pratik olmaları sebebiyle sıklıkla tercih ediliyor.
Bu yazıda mikroplastiğin ne olduğunu açıklayacak ve bundan kaçınmaya yönelik önerileri paylaşacağız.
Mikroplastik Nedir?
Mikroplastikler, adından da anlaşılacağı üzere mikro boyuttaki plastik parçacıklarıdır. O kadar küçüktürler ki çoğu zaman gözle görülmeleri mümkün değildir. Boyutları genellikle 5 milimetreden daha küçüktür.
Lise bilgilerimizden hatırladığımız fiziksel parçalanmayı düşünürsek mikroplastiklerin nasıl oluştuğunu da kolayca anlayabiliriz. Güneş ışığı, sıcaklık, rüzgâr ve su gibi etkenler çöplere atılan plastikleri zamanla küçük parçalara ayırır. Bu parçalar doğada uzun yıllar boyunca yok olmaz; sadece giderek daha küçük hâle gelir.
Neden Bu Kadar Tehlikeliler?
Mikroplastikler çok küçük olabilir, ancak etkileri oldukça büyüktür. Zamanla suya, toprağa ve havaya karışarak ekosistemin pek çok alanına yayılırlar. Özellikle sulara karışmaları son derece kolaydır ve bu da onları insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit hâline getirir.
Sulara ve toprağa karışan mikroplastikleri ayrıştırmak oldukça zordur. Bu nedenle kullandığımız pek çok üründe dolaylı olarak bulunurlar. Balıklar bu küçük parçacıkları ayırt edemediği için, soframıza gelen deniz ürünleri de mikroplastik içerebilir.
Ayrıca yapılan bazı araştırmalara göre, su arıtma işlemleri sırasında bile bu parçacıklardan tamamen kurtulmak mümkün değildir. Böylece mikroplastikler doğal dengeyi bozar; onları tüketen tüm canlılar bu durumdan etkilenir.
“Mikroplastikler kendisi küçük, etkisi büyük” denmesinin sebebi de tam olarak budur. Yapılan bir araştırmaya göre insanlar, yedikleri ve içtikleri yoluyla her hafta ortalama bir kredi kartı büyüklüğünde plastik tüketmektedir.

Her hafta…Bir kredi kartı kadar…
Mikroplastiklerden Kaçınmak İçin Neler Yapabiliriz?
Her zaman olduğu gibi burada da “çevre kahramanlarına” büyük görev düşüyor. Küçük adımlar, büyük değişimlerin başlangıcı olabilir.
Kozmetik ürünlerine dikkat edin
Yüz temizleyiciler, peeling ürünleri ve bazı cilt bakım ürünlerinin çoğunda mikro tanecikler bulunur. Bu tanecikler suyla temas edince kayboluyormuş gibi görünse de aslında sadece daha küçük parçalara ayrılarak suya karışırlar. Diş macunları için de benzer bir durum söz konusudur.
Tekstil ürünlerini bilinçli seçin
Mikroplastik oluşumunun en büyük kaynaklarından biri de tekstil sektörüdür. Hızlı moda anlayışıyla birlikte sentetik kumaşlar yaygınlaşmıştır. Bu kumaşlar her yıkamada suya binlerce mikroplastik parçacığı bırakır.
Bu nedenle mümkün olduğunca pamuk, keten, yün gibi doğal kumaşları tercih etmek önemlidir. Bir kıyafet satın alırken etiketini okumak iyi bir başlangıç olabilir.
Çay poşetlerinden uzak durun
Poşet çaylar pratik olduğu için sıkça tercih ediliyor. Ancak birçok çay poşeti plastik bazlı lifler içeriyor. Bu da her bardakta mikroplastik tükettiğimiz anlamına geliyor.
Bunun yerine aktarlardan veya butik çaycılardan açık çay alabilir, dilerseniz kumaş poşetli çayları tercih edebilirsiniz.
Temizlik ürünlerine alternatif bulun
Bulaşık süngerleri, lavabo fırçaları ve tuvalet fırçaları gibi plastik temizlik ürünleri her kullanıldıklarında mikroplastik bırakırlar. Neyse ki bunların da ahşap, lif veya doğal elyaflardan üretilmiş alternatifleri mevcut.
Gereksiz plastik kullanımını azaltın
Mikroplastikler, plastiklerin zamanla parçalanması sonucu oluşur ve suya, toprağa, havaya ve bedenimize sızar. İç organlarda birikebilir, doğal kaynakları kirletebilir ve ekosistemi olumsuz etkiler.
Mikroplastiklerden korunmanın en etkili yolu, plastik kullanımını azaltmaktır. Sıfır atık konusunda mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Elinizden geleni yapmanız bile büyük bir fark oluşturur.
Unutmayın, sizin gibi düşünen binlerce insanın attığı küçük adımlar birleştiğinde ciddi bir etki ortaya çıkar.