Sosyal medyada art arda içerik tüketmek ve özellikle olumsuz haberlere uzun süre maruz kalmak, zihinsel yorgunluk ve kaygıyı artırabiliyor. “Sonsuz kaydırma” olarak bilinen bu alışkanlık, kullanıcıların ekran başında geçirdikleri süreyi kontrol etmekte zorlanmalarına neden olabiliyor.
Sosyal medya platformlarında yer alan sonsuz kaydırma özelliği, kullanıcıların yeni içeriklere kesintisiz ulaşmasını sağlıyor. Bir sonraki paylaşımda neyle karşılaşacağını merak eden kullanıcılar, farkında olmadan ekran başında uzun zaman geçirebiliyor. Özellikle krizler, olumsuz haberler ve öfke uyandıran içerikler, kişinin dikkatini çekerek bu döngünün sürmesine yol açabiliyor.
Kullanıcıların karşılarına çıkan içeriklerden zaman zaman ilgi çekici veya tatmin edici paylaşımlarla karşılaşması da kaydırma alışkanlığını pekiştirebiliyor. Bir sonraki içerikte daha ilgi çekici bir paylaşım bulma beklentisi, kişinin sosyal medyadan ayrılmasını zorlaştırabiliyor.
Öte yandan, olumsuz haberlere sürekli maruz kalmak kaygı ve huzursuzluk hissini artırabiliyor. Fiziksel olarak dinlenme hâlinde olan kişi, zihinsel açıdan kendisini sürekli bir sorun ve tehdit gündemini takip ederken bulabiliyor. Bu durum, stresin artmasına ve günlük yaşamda rahatlamakta zorlanmaya neden olabiliyor.
Uzun süre kesintisiz içerik tüketmek, dikkat ve odaklanma süreçlerini de olumsuz etkileyebiliyor. Zihnin sürekli yeni bilgilerle meşgul olması, kişinin okuma ve düşünme gibi daha fazla dikkat gerektiren faaliyetlere yoğunlaşmasını güçleştirebiliyor. Zihinsel yorgunluk ve gün içinde hissedilen bitkinlik de bu alışkanlığa eşlik edebiliyor.
Uzmanlar, sosyal medya kullanımına süre sınırı koyulmasını, ekran molaları verilmesini ve özellikle olumsuz içeriklerin art arda tüketilmesinden kaçınılmasını öneriyor. Dijital alışkanlıkların kontrol altında tutulmasının, zihinsel dinlenme ve günlük yaşamdaki dikkat süreçleri açısından önem taşıdığı belirtiliyor.